Amerikan Sapığı (2000)
Film Özeti
Bütün dünya onun gözlerinden yansıyan başarı ve zenginlik hayalleriyle dolu. Patrick Bateman, Manhattan’ın en gözde elitlerinden biri. Dışarıda, yakışıklı bir finans uzmanı olarak tanınan bu adam, göz alıcı bir hayat sürüyor… Ama görünüşlerin ardında ne var? İşte tam da burası, Amerikan Sapığı’nın karanlık kalbini oluşturan yer. Mary Harron’ın ustaca yönetiminde, Christian Bale’in etkileyici oyunculuğuyla hayat bulmuş bu karakter; havalı gibi görünse de bir delinin zihninde gizli kalmış kargaşayı taşıyor.
Gece hayatında her şey harika gibi. Ancak Bateman’ın ruh dünyası, bir başkası tarafından asla tahmin edilemeyecek kadar karmaşık. Ofisteki tuhaf davranışlarının yanı sıra, sosyalleşme çabaları ve yüzeysel ilişkileri, komşuları ve arkadaşlarıyla olan samimiyetsiz bağları… Hayatının gerçek anlamda bir maske takarak sürdüğünü anlamak zor değil. Fakat bu maskenin altındaki hayvanı serbest bıraktığında, içgüdülerin ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteriyor.
Vallahi, tipik bir Amerikan hikayesi gibi başlasa da, işlerin çığırından çıkması an meselesi. Bu adam, paranın satın alabileceği her şeyin peşinde… ve işin garibi, bir o kadar da insan canının. Hayatındaki absürtlüklerle yüzleşmek üzere yola çıkıyor; ya da belki de bu yüzleşme, kendisiyle ise olabileceği en büyük kâbusu getiriyor.
Küçük bir ayrıntı var ki, belki de Bateman’ı korkunç kılan şey, onun yaşadığı bu karmaşanın sıradan görünüşü… herkesin yanılgısını besleyen bir durum. Sadece bir adam değil, toplumun karanlık yüzünü temsil eden bir simge. Of ya, bu filmde insanın ruhuyla oynamak, bir yandan izleyiciyi düşündürürken diğer yandan da korkutmak var. Kısacası Amerikan Sapığı, zenginlik ve yoksulluk arasındaki çatışmayı en tüyler ürpertici şekilde gözler önüne sererken, izleyiciyi de sorgulamaya zorluyor. Korkunun ve deliliğin sınırları nerede başlıyor? Ya da belki de bu sınırlar, biz hiç dikkat etmesek de çoktan aşıldı…
Yorumlar