Luka (2021)
Film Özeti
Luca (2021) filmi, Enrico Casarosa’nın yönetmenliğinde hayat bulmuş muhteşem bir animasyon. İtalyan Riviera’sında geçen bu sıcak yaz hikâyesi, Luka adında küçük bir çocuğun gözünden adeta bir hayal dünyasına açılan kapılar aralıyor. İzlerken zaman zaman gülümseyecek, zaman zaman da derin düşüncelere dalacaksınız. Hani bir yaz tatilinde sahilde kaybolmuş gibisiniz, her yer deniz, güneş ve eğlence dolu, ama bir o kadar da bilinmezlik var.
Luca, deniz yüzeyinin altında, bambaşka bir gerçekliğin sahibi. Evet, bu çocuk bir deniz canavarı ve işte tam da burada işin büyüsü başlıyor. İşlere pek de alışık olmayan bir deniz canlısı olarak yukarıdaki insanların dünyasına dair bir merak besliyor. Hani “abi, ne olacak şimdi?” dedirten sahneler var ki, işte o anlardan biri, Luca’nın karasal dünyayı keşfettiği an. Arkadaşı Alberto ile birlikte kaçtıkları günler, sahilde geçirdikleri vakitler… Hemen geride bıraktıkları derin deniz koynundaki sır perdesi, burada şekilleniyor.
Arkadaşlık temasının ne denli derin olduğunu gözler önüne seren filmde, sadece bir yaz macerası değil, aynı zamanda bir içsel keşif de var. Luca’nın hikâyesi, onu köklerinden kopartmasa da, kendi kimliğini bulma yolunda bir yolculuk oluyor. Korkularla yüzleşirken, öz güveni de artıyor. Etkileyici karakterleriyle Jacob Tremblay, Jack Dylan Grazer ve Maya Rudolph’un harika performansları, film boyunca sizi sarıp sarmalıyor. Vallahi, iki saati zevkli kılan bir macera var.
Filmin mizahi yönü de cabası. Sık sık kahkahalar atıp “Of ya, bu kısım çok iyi!” dedirten sahnelerle dolu. Luca’nın deniz canavarı kimliğinin yanı sıra, onun yaşadığı dostluklar, çocukluğun naifliği, keşif dolu yaz günleri… Hepsi, izleyiciyi derinlere çekiyor. Ne diyelim ki, “deniz altında sırlar var” derken, bu macerayı asla kaçırmayın!
Yorumlar