The Mentalist (2008) Fragman
Film Özeti
Patrick Jane, gözleriyle insan ruhunu çözebilen bir medyum. Bu yeteneğini bir zamanlar sirkte sergileyip insanların kalbine dokunmuşken, bir gün sıradan bir televizyon programında kendini buluyor. Ama bir şey var ki… Televizyon dünyasında iyi tarafları kadar kötü tarafları da oluyor. Onun hayatının vurdumduymaz, keşif dolu anları bir anda meşhur Red John ile karşılaşmasına dönüşüyor. Red John’un karanlık geçmişi, Jane’in geçmişine bir gölge gibi düşüyor.
Evet, tüm bunlar işin neresinde demeyin. Çünkü, Jane’in hayatı bir trajediye dönüşüyor. Biliyorsunuz işte, insanın sevdiklerini kaybetmesi, hele de bir vahşet sonucu, hani öyle kolay geçmiyor… Jane, Red John’un öldürttüğü ailesinin kaybını bir türlü içselleştiremiyor. Ve bu kaybın arkasındaki düşmanı bulmak için FBI’a başvuruyor. İlk başta kapılar yüzüne kapansa da, Jane’in yetenekleri dikkat çekiyor. O, FBI’ın çözemediği davalarına ışık tutan bir danışman haline gelmeye başlıyor… Abartmıyorum, cinayetlerin içinde kaybolmuş canları yeniden hayat buluyor.
Yönetmen Kevin Hooks ve Anton Cropper hakkında konuşmaya bile gerek yok, gerçekten işçiliğiyle göz dolduruyorlar. Özellikle Simon Baker’ın Patrick Jane karakterine hayat verişi, izleyicileri derinden etkiliyor. O gözlemlerinin ardındaki derinliği anladığınız zaman, sadece bir televizyon dramadan daha fazlası olduğunu hissediyorsunuz.
Dizi, zeka dolu diyalogları ve dönemeçlerle dolu kurgusuyla; izleyicisini dizi sona erene kadar ekrana kilitliyor. Tim Kang, Rockmond Dunbar ve Robin Tunney gibi güçlü karakterlerle bir araya geldiğinde, her bölümde yeni bir macera sizi bekliyor. Kendinizi kaptırıyorsunuz, bakıyorsunuz ki… Kendi iç yolculuğunuzla yüzleşiyor, bir yandan Jane ile onunla düşmanı Red John’un peşinde sürükleniyorsunuz. Kısaca; The Mentalist, yalnızca bir dizi değil… İçinde kaybolmak isteyeceğiniz bir dünya sunuyor. Değmeseniz bile, hayal gücünüzde yer etmesine hazırlanın.
Yorumlar