Sis (1980)
Film Özeti
Antonio Bay… ufak ama derin sırlarla dolu bir sahil kasabası. Aydınlık ve neşeli bir yüzü var; ama altında yatan karanlığın üzerini örtmek için yıllarca bastırılan bir sis de var. John Carpenter’ın 1980 yapımı “Sis” filmi, tam bu noktada başlıyor. Yüz yıl önce, bu kasabanın yeni sakinleri, sinsi bir geçmişle yüzleşmek zorunda kalıyorlar.
Geçmişte bu kasabanın sakinleri, denizden gelen talihsiz gemileri sahte ışıklarla yönlendirip kayalıklara çarptırıyorlardı. Bir nevi, denizcilerin felaketi üzerinden karlarını katmerledikleri, hayatlarını bu yolla sürdürebildikleri bir dönemin hikayesi… Ama unuttukları bir şey var; Elizabeth Dane isimli gemi, onların bu kanlı öyküsünün unutmamak için döneceği bir hayaletle doluydu. Kayıplar, şimdi… tam da kasabanın yüzüncü yıl kutlamasında, intikam almak için geri dönüyor. Antonio Bay’ın perdeleri açıldığında, sisle kaplı o gece, git gide dehşet dolu bir kabusa dönüşüyor.
Başrolde “Çığlıklar Kraliçesi” Jamie Lee Curtis, usta oyuncular Adrienne Barbeau ve Janet Leigh gibi isimler; her biri kendi karakterlerinde korkunun farklı boyutlarını başarıyla sergiliyor. O yılın en iyi korku filmlerinden biri olarak kabul edilen “Sis”, karanlık bir atmosferin, müziklerin ve mükemmel görsellerin bir araya geldiği bir yapı. Hani bazen bir filmi izlerken, içinizde bir şeylerin kıpırdandığını hissedersiniz ya, işte “Sis” tam da o hissi veriyor. Derinlere gizlenmiş sırlarla, hayaletlerle ve inatla peşlerindeki intikam uğruna hayatta kalmaya çalışanların öyküsüyle dolu bir gece… Vallahi, harbiden bir film izlerken böyle hissetmek de güzel bir şey! Sis, film izleyicilerini gerim gerim geriyor, derin nefes aldırmıyor… Ve sonunda, yüzyılın laneti kasabaya korkunç bir dönüş yapıyor.
Yorumlar