İçinde Yaşadığım Deri (2011)
Film Özeti
Dr. Robert Ledgard, eşi bir kazada yanarak öldüğü için yüreği paramparça olmuş bir adam. Özellikle, o anki görüntü… O korkunç anı hâlâ aklının köşesinde tazecik. Bir insana ve onun ruhuna neler yapabileceğini düşünüyor. İşte bu travma, onu bambaşka bir yola sokuyor. Vallahi, ne kadar derin, karanlık bir yol. On iki yıl boyunca evinde yarattığı laboratuvarında bir deri geliştirmeye çalışıyor. Hem de ne deri! Domuz ve insan kanını birleştirip, yeni bir yaşam yaratarak eşinin yanıklardan oluşan o korkunç görüntüsünü silmeye çalışıyor. Ama ya geride bıraktığı şeyler? Kızlarının yaşadığı travma, ailesinin parçalanışı… Harbiden zor, değil mi?
Aynı zamanda, Dr. Ledgard’ın hikayesi, bizlere insanın doğası, tutkuları ve hüsranları üzerine düşündürüyor. “Neden oraya kadar gitti?” sorusunu sorduruyor. Düşünün, intihar eden bir eş, bir yıkım… Küçük kız, büyüdüğünde karşılaştığı olayla muazzam bir psikolojik çöküş yaşayacak. Dr. Frankenstein’a dönüşmeden önce sınırlarını zorlayacak. Kendinizi bu derin labirentte kaybolmuş gibi hissedeceksiniz. Bu film, görsel bir şölenin yanı sıra duygusal derinliğiyle de izleyiciyi sarıp sarmalıyor. Almodóvar, insan ruhunun en karanlık köşelerine dalıyor. Güç, bağımlılık ve kayıp dolu bir dram. İzledikten sonra düşünmeden edemeyeceğiniz bir yapım. Of ya, kim bilir belki de bu filmde hayatımızda yaptığımız en derin hataların yankılarını bulacağız…
Yorumlar