Kanca (1991)
Film Özeti
Peter Banning, yani bizim işkolik avukatımız, her şeyin zamanına dikkat eden, hayatı sadece işten ibaret sanan bir adam. Yani, uzaktan da olsa onu izlerken “Bu adam ne yapıyor ya?” demeden edemiyorsunuz. Ama bir gün, ailece büyükanne Wendy’nin yanına gitmeye karar verdiklerinde; her şey birdenbire değişiyor. Eh, tabii ki de macera burada başlıyor. Kaptan Hook, bir anda çocukları kaçırıyor ve bizi Olmayan Ülke’ye doğru bırakıveriyor. Of ya, nasıl da “neyse, bu işte bir hayır vardır” yaklaşımını bıraktığımızı anlıyoruz… Çünkü bura başka, burası peri masalı gibi bir dünya!
Peter, orada Tinkerbell ile karşılaşıyor. Hani o minik peri var ya, işte tam da o! Ama Peter’in sorunu büyük. Uçmasını unuttu, çocukluk anılarıyla arasına mesafe koydu. Kayıp Çocuklar ile tanışması, onu geçmişiyle yüzleşmeye zorlayacak. Tüm bu karmaşa içerisinde, gerçekten bir Anne-Baba olmanın ne demek olduğunu yeniden öğreniyor… Ve şu an “Bakalım Peter, Kaptan Hook’a karşı durabilecek mi?” sorusunun peşindeyiz. Bu sefer iş sadece avukatlıkla bitmiyor. Yüzleşmek, hatırlamak ve her şeyden önce, savaşmak zorunda.
Hikâye öyle bir evreye geliyor ki, tüm bunlar sadece bir aile dramasından çok daha fazlası oluyor. İçinde heyecan, özlem ve kaybolmuş bir çocuğun ruhu var. Steven Spielberg imzasıyla gelen bu eşsiz film, izleyiciyi geçmişin derinliklerine sürüklüyor. Harbiden unutulmaz bir yolculuk! Peter’ın er geç içindeki Peter Pan’ı bulması gerekecek. Uçmayı, hayal etmeyi ve her şeyin yanı sıra, çocuk olmanın ne demek olduğunu hatırlamalı… Bunu yapabilirse; belki de sadece kendisi değil, çocuklarını da kurtaracaktır. Kanca, bir masalın dönüşüm hikâyesi… Ve bu yolculuğu izlemek harika, vallahi!
Yorumlar