Madrid, 1987 (2012)
Film Özeti
Maksimalist bir zaman diliminde, 1987 Madrid’i hışırdarken, iki dünyanın çarpışmasına tanıklık ediyoruz. Yaşı geçmişin aşk ve tutku dolu kalabalığında, fırtınalı bir hayat tecrübesi ile bir genç öğrencinin saf bakışları… Düşünün ki; bir yanda deneyimli bir gazeteci, yaşadığı onca şeyin ardından elde ettiği derin hayat bilgeliğiyle dolu, diğer yanda ise hayallerinin peşinden koşmaya çalışan bir genç. David Trueba’nın ustaca işlediği bu filmde, bu ikili arasındaki beklenmedik karşılaşma, her ikisini de bambaşka yönlere sürüklüyor.
Film, sadece aşk değil, aynı zamanda politik bir arka planda iktidar, baskı ve özgürlük arayışının da derinlemesine incelenmesini sağlıyor. Tabii, Madrid’in ruhu da hep bizimle. Of ya, 1987’yi düşünün; insanlar sokaklarda özgürlük için haykırırken, iç dünyalarında da pek çok soru ve belirsizlik barındırıyorlar. Bu kaotik ortam, karakterlerimizin aralarındaki gerilimi ve çekimi besliyor.
María Valverde’nin canlandırdığı genç öğrenci, neşesi ve hayata bağlılığıyla dikkatimizi çekiyor. Diğer yandan José Sacristán’ın canlandırdığı gazeteci, yalnızlığının ardına saklanmış bir kalp… İkisi de birbirine hayran. Ne yazık ki, hayranlık her zaman aşk olmuyor… Her anında elinizdeki patlamış mısır ile ekranı takip etmenizi sağlayacak, derin diyaloglarla dolu bu film, izleyicide düşündürücü bir boşluk bırakıyor.
Ve işte bu, günümüzün sıkıntılı ruh halinin bir yansıması. Gerçekten de, herkesin bir arayışı var. Kimi zaman bu, aşkın eşiğinde buluşuyor; kimi zaman ideallerin, hakların ve özgürlüklerin kıyısında… Madrid, 1987, tam da ikisi arasında gidip gelen bir hikaye… Sizi alıp götürecek, düşündürecek ve belki biraz da hüzünlendirecek bir deneyim.
Yorumlar