Oblivion (2013)
Film Özeti
Gökyüzünde süzülen insan yapımı dev araçlar, yıkılmış şehir manzaraları ve sonsuz bir yalnızlık… Joseph Kosinski’nin “Oblivion” filminde, geleceğin karanlık yüzüyle tanışıyoruz. Hani derler ya, her şeyin bir bedeli var… İşte Jack Harper (Tom Cruise), dünya üzerinde son birkaç insansız hava aracı tamircisinden biri olarak, bu bedeli ödemeye hazır durumda. Uzun süren bir savaştan geriye sadece hatıralar ve korkular kalmışken, Jack’in hayatı bir uzay gemisinin düşmesiyle köklü bir değişim yaşıyor. Yani, bir yabancıyı kurtarmasıyla…
Bu kadın, Jack’in daha önce hiç sorgulamadığı soruların kapısını açıyor. Hani bazen hayatımızda bir şey olur, tüm bildiklerinizi silip süpürür ya… İşte tam olarak bu. Geçmişle yüzleşmek, kaybolmuş bir toplumu kurtarmak ve belki de kendini bulmak için çıktığı yolculuk, seyirciyi nefes kesen bir aksiyonun içinde sürüklüyor. Morgan Freeman’ın güçlü sesiyle desteklenen bu hikâyede, insanlığın geleceği, Jack’in ellerinde şekilleniyor. “Vallahi, düşündüren bir film!” demeden geçemeyeceksiniz.
Dünyanın geri kalanı gibi, Jack de kendi içsel çatışmalarında kaybolmuş; ama umudunu yitirmemiş. Yıllar süren savaştan sonra, neredeyse sona gelen bir görev, bu karakterin ruhsal yolculuğunu merak uyandıran bir keşfe dönüştürüyor. “Oblivion”, sadece bir aksiyon filmi değil; aynı zamanda bir insanın ruhundaki çatışmayı, sevgiyi ve kaybetme korkusunu gözler önüne seren etkileyici bir yapım. Olayların gidişatı, izleyiciyi her an kenarda tutarken, içerdiği derin duygularla ruhen sorguya çekiyor… Sonuçta, insan olmak ve hayatta kalmak arasındaki ince çizgi, her şeyin belirleyeni oluyor.
Yorumlar