Ölüm Defteri (2006) Fragman
Film Özeti
“Ölüm Defteri”, gençliğin karmaşası ve adalet duygusunun sorgulandığı bir yolculuğa davet ediyor bizi. Yagami Light, sıradan bir lise son sınıf öğrencisi olarak, günümüz Japonya’sının karanlık yüzüyle baş başa kalmış bir genç. Zekası ve yetenekleriyle göz doldurmasına rağmen, yaşadığı dünya ona hiçbir şey sunmuyor. Suçlar, yolsuzluk, kaos… Kısacası, hayatın gerçekliği ona tuhaf bir anlam kaybı yaşatıyor.
Bir gün, şans mı, talih mi dersin, ama gökyüzünden düşen bir defterle karşılaşıyor. “Death Note” yazılı bu defter, sıradan bir okul eşyası gibi görünmüyor. Hani deriz ya, “Vay be, bu ne iş?” İşte öyle bir şey. “Bu deftere adı yazılan insan ölecektir” ibaresi, öncelikle bir şaka gibi geliyor ama Light’ın hayatı, artık bambaşka bir boyut kazanıyor.
Sonrasında izlediği haberlerdeki rehin alma olayını görünce, bir deneme yapmak istiyor… Adını yazdığı adam, 40 saniye içinde hayata veda ediyor. Şaşkınlık içerisindeki Light, elindeki gücün farkına varıyor. Artık kendi mükemmel dünyasını yaratma yoluna çıkıyor; adalet adına ileriye doğru adım atacakken neler olacağını düşünmüyor.
Fakat burada bir sorun var. Herkesin bilmediği bir gerçek var. Onun düşmanı, dünyanın en zeki dedektifi L, Light’ın peşine düşecek. Bu, zeka oyunları, entrika dolu bir kovalamaca… Harbiden de, sen hiç böyle bir şey görmedin. Bir yanda Light’ın idealleri, diğer yanda L’nin sarsılmaz adalet anlayışı… İzleyici olarak, bu çatışmanın ortasında kalan ve ikisinin de haklı olduğu noktalarla ne hissedeceğiz, hiç bilemiyoruz.
İlk başta bir defter gibi görünen bu hikaye, aslında çok daha fazlasını anlatıyor. Bir felsefi sorgulama, bir içsel mücadele… Ve belki de filmden çıkarken, “Ben ne yapardım?” sorusuyla baş başa kalacağız. Kısacası, “Ölüm Defteri” sadece görsel bir deneyim değil, derin bir düşünme ve tartışma malzemesi sunuyor bize…
Yorumlar