The Office (2001)
Film Özeti
Wernham Hogg kağıt şirketi… Beklentinizi böyle bir yerden pek yüksek tutmayın. Çünkü burası sıkıcılığın doruk noktası, işyeri komedilerinin belki de en yaratıcı hali. “The Office” (2001) konsepti, tüm bunları eğlenceye dönüştürüp, ciddiyetin duvarlarını yıkarak karşımıza getiriyor. Hayatın monotonluğu içinde kaybolmuş olan karakterler, bir o kadar komik ve bir o kadar da absürt yeşilçam melodramlarına bir selam gönderiyor.
Dizinin temeli, müdür David Brent’in ilham vermekten öteye geçemeyen yönetim tarzıyla başlıyor. Adamın yaptığı her bir sakarlık, her bir uygunsuz şaka, çalışma ortamını bir Hollywood filminin seti gibi getiriyor. Ricky Gervais’in Enrique Iglesias performansına benzeyen haliyle baş gösterdiği bu garip ofis ortamında, Rachel’ın kayıplara karıştığı maç gibi sahneler silsilesi içinde kayboluyorsunuz. Bunu izlerken, “of ya, bu karakterler nereden çıkıyor?” diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Martin Freeman, Mackenzie Crook ve Lucy Davis gibi oyuncuların katkılarıyla her karakterin hikayesi daha da derinleşiyor. Aşıkları, düşmanları, dostları ve sıradan bir günün sıradan çatışmaları… Tam bir karışıklık çağrışımında, sıradan bir iş günü hızla sıradışı bir hikayeye dönüşüyor. Gervais’in yarattığı bu evrende, bazen gülerken bazen de hüzünleniyorsunuz. “Halbuki hayat böyle geçiyor…” diyorsunuz kendi kendinize.
Drama ile komedinin iç içe geçtiği “The Office”, yalnızca bir ofis ortamını anlatmıyor, insan ilişkilerinin ve samimi anların fısıldadığı derin mesajları taşıyor. David Brent’in bitmeyen çabaları, komik bir yüz çizse de, derinlerde bir yerde hep bir duygu barındırıyor. Bütün bu absürt elin içinde, herkesin kahramanı olmayı başaran bir yaşama sevincini ıskalayamazsınız.
Sonuç olarak, bir grup insanın sıradan iş hayatının içindeki hayatları, vazgeçilmez bir komedi dramı halini alıyor. “The Office”, izleyenlerin kalbine dokunan bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. İşte bu da, belki de hayatın kendisini biraz daha eğlenceli kılıyor…
Yorumlar