Yüksek Şatodaki Adam (2015) Fragman
Film Özeti
Yüksek Şatodaki Adam, Philip K. Dick’in ünlü eserinden uyarlanan bir dizi ve aslında oldukça ilginç bir düşünce deneyi sunuyor. Düşünsenize, 2. Dünya Savaşı’nda Müttefik Devletler kaybetmiş, dünya bambaşka bir yöne evrilmiş… Japonya ve Almanya, Birleşik Devletler’i yönetiyor; bu basit bir alternatif tarih hikayesi değil, insan psikolojisini derinlemesine sorgulayan bir sanat eseri. Hani derler ya, gerçek hayat bazen en tuhaf senaryoları yazar, işte burada bunun en güzel örneği var.
Dizide Alexa Davalos, Rufus Sewell gibi birbirinden yetenekli oyuncular yer alıyor. Harbiden her biri, karakterlerinin ruhunu öyle bir yansıtıyor ki izlerken bir an bile sırıtmıyorsunuz, aksine içine çekiyor sizi. Her bölümü birer mini film tadında. Filmin yönetmenleri Deborah Chow, David Semel ve Daniel Percival ise, bu karmaşık hikayeyi büyük bir ustalıkla ele alıyor. Sakin ama derin bir anlatım, arzular ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Zaman zaman öyle sahnelerle karşılaşıyorsunuz ki, “Vay be!” diyorsunuz, sanki bu sahneleri şahit olduklarımızdan esinlenerek yaşamışız gibi… Kısacası, dizinin sunduğu evren gerçeklikten uzak olmasına rağmen, tüm yaşananları çok tanıdık kılıyor. Herkesin göz ardı ettiği ve gizli kalmış tarihsel gerçekliklere olan vurguyla, bu dizinin damarlarında müthiş bir gerilim var. Of ya, her izleyişimde yeni bir şey keşfediyorum sanki.
Sonuç olarak, Yüksek Şatodaki Adam, hem derin bir düşünce yapısına sahip hem de seyir zevki yüksek bir yapım. İzleyicileri düşünmeye, sorgulamaya ve hayal etmeye davet eden harika bir eser. Evet, belki gerçek değil ama…. Hayatın kendisi de çoğu zaman bir film sahnesi gibi değil mi?
Yorumlar