M*A*S*H (1972)
Film Özeti
Her şeyin ortasında, 4077. Mobil Askeri Cerrahi Hastanesi’nde sıradan bir gün bile savaşın gölgesinden uzakta geçmiyor. Kore Savaşı’nın çetin şartlarında, savaşın acı gerçekleriyle yüzleşmek için bir araya gelen doktorlar, hemşireler ve askerler, kendi hayatta kalma yöntemlerini geliştiriyor. Ancak bu insanların en büyük silahı ne? Mizah. Evet, tam da bu! Alaycı şakalar, birbirlerine yaptıkları yaramazlıklar ve aralarındaki dostlukları, zor günleri katlanabilir hale getiriyor. Alan Alda’nın canlandırdığı Hawkeye Pierce’ın zekice esprileri ve Mike Farrell’in rol aldığı B.J. Hunnicutt’ın sıcak kalbi, ekibi topluyor ve savaşın getirdiği yıkıma karşı bir siper oluyor…
Her gün, kıyametin eşiğinde, hem hayat kurtarmaya hem de hayatlarını renklendirmeye çalışıyorlar. Loretta Swit’in canlandırdığı Margaret “Hot Lips” Houlihan, görevine olan bağlılığıyla dikkat çekerken; Larry Linville’in Frank Burns karakteri, bu karmaşanın tuzu biberi… Yani durum harbiden bir komedi-drama karışımı. İzleyiciler, cerrahların savaşta yaşadığı çatışmaların yanı sıra içsel mücadelelerini de derinden hissedecek. Gülme, ağlama, bazen bir bütün aile gibi olmak: M*A*S*H, içindeki insanları sevmek ve onlarla birlikte acı çekmek üzerine kurulmuş. Savaş bitse de, dostluk ve dayanışmanın asla sona ermeyeceğini biliyoruz.
İşte tam bu noktada M*A*S*H, sadece bir dizi değil, hayatın kendisini mercek altına alan bir yapım olarak belleklerimize kazınıyor. Dört başı mamur bir anekdot gibi… Her bölüm, izleyenin parasını sonuna kadar hak ediyor. Kısıtlı şartlarda bile insan ruhunun ne kadar dayanıklı olduğunu, sevginin ve dostluğun bambaşka bir tat kattığını gösteriyor. Savaşın ortasında bile… Of ya, hayatta kalmak için gülememek mümkün mü?
Yorumlar