Şeytan Marka Giyer (2006)
Film Özeti
New York’un parıltılı sokaklarında şöhret ve güç umuduyla yola çıkan Andy Sachs, her şeyin göründüğü gibi olmadığını kısa sürede anlar. “Şeytan Marka Giyer” filminde, David Frankel’ın ustalığıyla, moda dünyasının acımasızlığına tanık oluruz. Meryl Streep, Miranda Priestly rolünde, adeta bir modern Cersei gibi karşımıza çıkar. O kadar güçlüdür ki, moda haftasında bir elbisesinin yerine başka bir renk seçildiğinde bile, felaket senaryoları yazılabilir…
Anne Hathaway’in canlandırdığı Andy, hayallerinin peşinden koşan sıradan bir kız. Ancak, Runway dergisinin göz alıcı ofisinde, Miranda’nın rüzgarında savrulmaya başlar. Hafta sonları bilgisayar başında çalışmak, tüm arkadaşlarından uzaklaşmak ve en önemlisi, kendi kimliğini sorgulamak zorunda kalır. Bir an gelir ki, “Ben kimim?” sorusu içini kemirir. Of ya, bu işin sonunda kimseyi mutlu etmemek mümkün mü?
Emily Blunt, Miranda’nın sağ kolu Emily olarak sahnede parıldarken, Stanley Tucci’nun canlandırdığı Nigel ile birlikte, Andy’nin modayı anlamasına yardımcı olurlar. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Andy’nin kendi içsel savaşları, tüm o göz alıcı elbiselerin ardında gizli kalmaktadır. Her an bir moda dehası olmak mı, yoksa sıradan biri mi olacağını sorgularken, hem kendini hem de hayatını yeniden tanımlar.
Bu film sadece moda ile ilgili değil; aynı zamanda aile, dostluk ve özsaygıyla ilgili bir öyküdür. Hayatını değiştirecek bir fırsat peşinde koşarken, karşılaştığı ikilemler, belki de hepimizin yaşamında karşılaşabileceği türden… Mükemmel olma kaygısı ve mücadelesi, insanı insan yapan detayları gün yüzüne çıkarıyor. Sonuçta, Miranda Priestly’nin krallığında yalnızca mükemmel tasarımlar değil, aynı zamanda hüsran ve zafer de söz konusu. Harbiden, bu film her izleyeni derin düşüncelere sevk ediyor.
Yorumlar