Şeytan Marka Giyer (2006)
Film Özeti
New York’un rengarenk, bir o kadar da acımasız moda dünyasında, sıradan bir kadın olmak… Düşünsenize, her gün milyonlarca gözün üzerinizde olduğu bir ortamdasınız. Göz alıcı giysiler, stilettoların tıkırtısı ve elbette, yanınıza yaklaşan bir güç figürü. İşte, “Şeytan Marka Giyer” filminde Andy Sachs’ın başına gelenler tam da bu. Meryl Streep’in canlandırdığı efsanevi Miranda Priestly, moda dünyasının ironik kraliçesi. Öyle bir karakter ki, hayalinizin ötesinde bir yetenek ve çekicilik ile dolu. Ancak bu, onun sertliği ve acımasızlığı ile birleşince, Andy’nin hayatı tam anlamıyla bir cehenneme dönüşüyor.
Henüz sıradan bir New York’lu olan Andy, bu göz alıcı dünyada kendini kaybetmek üzere. Bir asistan olarak, Miranda’nın sıradışı isteklerini yerine getirmek zorunda kalıyor. Ve biliyorsunuz ki, işin içinde modanın kıyameti var… Andy, bir şekilde bu dünyada var olmaya çalışırken; hayal gücü, yeteneklerini zorlar hale geliyor. Of ya, her gün yeni bir muamma, yeni bir sınav. Stres, baskı ve yüksek beklentiler… Kısacası, “şikayet etme, bu bir fırsat” mesajı, Andy’nin kafasında sürekli dönüp duruyor.
Bu filmde, hayatın gerçeklerinin yanı sıra dostluk, tutku ve kendini bulma temaları da derinlik kazanıyor. Korkunç derecede güzel ama bir o kadar da tüyler ürpertici olan moda dünyası, genç bir kadına hem ilham veriyor hem de onu bir kölenin ikizine dönüştürüyor. Çalışmanın ne demek olduğunu evet, işlerken anlıyoruz. Miranda’nın egosu, Andy’nin karakterini sorgulamasına ve gerçekten kim olduğunu bulmasına sebep oluyor. Gerçek bir yolculuğa çıkıyor, tutkulu bir mücadele başlıyor.
“Şeytan Marka Giyer”, sadece bir moda hikayesi değil; güç, öz saygı ve özgüven üzerine bir başyapıt. Sıradan bir hayattan, çok ünlü bir kraliçenin asistanı olma yolculuğunu, muhteşem bir anlatımla gözler önüne seriyor. Şayet göz alıcı bir dünyanın içine dalmaya cesaret ederseniz, Andy’nin hikayesini kaçırmayın…
Yorumlar