Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi (2008)
Film Özeti
Hayat… Ne garip bir serüven değil mi? “Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesi” bu noktada karşımıza bir başyapıt olarak çıkıyor. David Fincher’ın ustaca kaleme aldığı bu yapım, br hikaye anlatımıyla değil, aynı zamanda derin duygusal temalarıyla da izleyiciyi etkisi altına alıyor. 1918’de doğan Benjamin Button, 80 yaşında bir adam olarak dünyaya geldiğinde bizleri düşündürüyor: Zaman ne garip bir şey, değil mi? Herkes gibi yaşlanmak yerine, o gerçekten de gençleşiyor. Ama bu süreçte hayatta karşılaşacağı zorluklar var.
Benjamin, yaşlı bir haliyle bebekliğin ilk dönemine doğru adım atarken, hayatı da tersine dönüyor. Etrafındaki olaylara ve insanlara uyum sağlama çabası, izleyiciye hayatta kalmanın getirdiği bitmek bilmeyen mücadeleyi hatırlatıyor. Bir yandan içindeki genç ruhla, diğer taraftan yaşının getirdiği açmazlarla savaşıyor. Hiç düşündünüz mü, tam da aşkı bulduğunda, zaman onun için nasıl bir tezat yaratıyor? Tarih boyunca aşk hep güzeldir, ama burada farklı bir uyum var… Genç bir kıza aşık olan Benjamin, onu gördüğünde hissiyatları bambaşka bir hale geliyor. İlk başlarda yaşlı görünüşü onu geri çekiyor, ama zaman ilerledikçe, mutluluğun ve sevginin ne denli güçlü bir bağ olduğuna tanıklık ediyoruz.
Öyle ya, bu film aslında herkesin algılayabileceği bir hikaye. Kimimiz zamanla yaşlanıyoruz, kimimiz ise önce yaşlı, sonra genç oluyor. Bu yönüyle hayatı sorgulamaya itiyor. Acaba sevdiklerimizi kaybetmekten mi korkuyoruz, ya da zamanı geri alma arzusu mu içindeyiz? Her şey karmaşık, ama bir o kadar da etkileyici.
Fincher’ın göz alıcı yönetmenlik tarzıyla birleşen Brad Pitt’in muazzam performansı, Cate Blanchett’ın büyüleyici oyunculuğuyla bu hikaye sarmalanıyor. İzlerken düşünmeden edemeyeceksiniz; hayatta neyi geri döndürmek isterdiniz? Karşımızda bambaşka, olgun ama bir o kadar da genç bir hayat serüveni var. Benjamin Button, hayata dair düşündüren bir yolculuğa davet ediyor bizleri…
Yorumlar