Bloomington (2010)
Film Özeti
Bloomington (2010), yönetmen Fernanda Cardoso’nun kaleminden çıkmış, duygusal bir yolculuğa davet ediyor bizleri. Filmin başkarakteri, çocuk yaşta yıldızlaşan bir oyuncu; fakat şimdi, college yıllarını geçirdiği o serin kampüslerde birey olarak var olma çabasına girmiş durumda. Aylardan ne olduğunu unuttum ama… bu genç kadın, sıradan bir üniversite hayatını yaşamaya çalışırken bir yandan da içindeki boşluğu dolduracak bir şeyler arıyor. Hayatında her şeyin şekillendiği, bir başka dünyaya adım atmaya başladığı o dönemde tanışıyor, gelin görün ki, bir profesörle…
Evet, bu olay sadece bir öğretim ilişkisi değil. İki kadının birbirine duyduğu aşk, bir yandan rüzgâr gibi esip geçerken, diğer yandan gizlilikler ve karmaşıklıklarla dolu bir yolculuğa dönüşüyor. Yani, birilerini sevmek her zaman zor… bu sefer iki kadının bakış açısıyla hayat, bambaşka bir boyuta geçiyor. Hani deriz ya, “ne olacak bu aşkın sonu?”… İşte, tam burada karşılarına hayatın sürprizleri çıkıyor. Kısa bir süre içinde gurur ve özlemle karma karışık hislerin içinde kayboluyorlar. Doğru kararlar almak her zaman kolay mı? Dünya kapalı, kapasiteleri sınırlı… Zamanla kurmuş oldukları bağ, bazı gerçeklerle sarsılacak.
Ama işte, hayat bazen… beklenmedik fırsatlar sunuyor. Bu genç kadının, geçmişteki oyunculuk kariyerine geri dönme şansı belirdiğinde, onu hangi yolda ilerleyeceğini sorguluyor. Aşk mı, kariyer mi? Geçmişiyle yüzleşme, özgürlük arayışı ve aşkın tutkulu ateşi, izleyiciyi derinden etkileyecek sahnelerle birleşiyor. Bloomington, yürekten bir hikaye anlatırken, izleyenlerin ruhuna dokunmayı başarıyor. Harbiden… bazen karar vermek bu kadar zor olur mu? Ve bazen de sıradışı aşklar, en klişe hikayelerin bile önüne geçebiliyor. Kısacası, bu filmde aşk acısı, kendini bulma çabası ve içsel çatışmalar adeta sinematografik bir tat haline geliyor.
Yorumlar