Cehennem (2016)
Film Özeti
Simgebilim Profesörü Robert Langdon (Tom Hanks), bir gün ansızın gözlerini bir hastane odasında açar. Ama işin garibi, başından vurulmuştur ve hiçbir şey hatırlamamaktadır. Kendini nasıl böyle bir durumda bulduğunu bile bilmezken, etrafında dönen gizemli olayların içinde kaybolur… Abartmıyorum, muazzam bir karanlığa adım atıyor. Onun için her şey bir hayalden öteye geçemeyebilir ama o hayal, insanlığın kaderini değiştirme potansiyelini taşır.
Langdon, Dante’nin Cehennem’ine dair ipuçlarını çözmeye çalıştıkça, kendini İstanbul’un tarihle yoğrulmuş sokaklarında bulur. Vallahi, bu şehir üç imparatorluğa ev sahipliği yapmış bir mekân. Sadece mimarisi değil, ruhu da derin. Her köşe başında bir sır barındırıyor… Karakterler, ona sorular sormakta fakat o soruların yanıtları herkesin hayatını şekillendirecek. Gizem dolu bir simge ve arka planda bir felaket senaryosu…
Felicity Jones (Sienna Brooks) ve Omar Sy (Christopher) gibi harika oyuncular yanı başında, ona yardımcı olmaya çalışırken, tam da bu sırada karşısına çıkan Irrfan Khan’ın (Beyaz Lord) karanlık niyetlerini fark etmekte gecikiyor. Karakterler arasındaki çekişme, gel gitler… Oh dediğim andan itibaren, izleyiciyi koltuklarının kenarına oturtacak gerilim dolu sahneler geliyor.
Cehennem, sadece bir gerilim filmi değil; aynı zamanda insanlık tarihine dair derin bir sorgulama. O sahnelerken daima bir şeyler peşinde koşarken, izleyicinin kalbini sıkıştıracak bir astral yolculuğa çıkarıyor. Her anı, bir adım ileri bir adım geri, sır gibi saklanmış. Ama ne olur, sakın gazı kaçırma, Cehennem’e girmeden, Langdon’un izini sürmeden yapma…
Yorumlar