Cinayet Dosyası (1984)
Film Özeti
“Cinayet Dosyası” (1984), sıradan bir yazarın maceralarının kapılarını aralıyor. Angela Lansbury’nin canlandırdığı Jessica Fletcher, kim bilir kaç cinayet romanı yazmıştır ama asıl kimliğini bulması için gerçek bir cinayetle karşılaşması gerekiyor. Hani derler ya, bazen en sıradan hayatlar, beklenmedik olaylarla sarsılır. Fletcher, bir gün kendini bir cinayet davasının göbeğinde bulduğunda, bu durum onu hem şaşırtacak hem de yeniden keşfe çıkaracak. Vallahi, o anlarda bir an bile tereddüt etmez. İltifat etmemek elde değil; Jessica’nın olağanüstü analitik zekası ve gözlem yeteneği, izleyiciye sıradanlıktan uzak, adeta bir dedektif gibi düşünmeyi tavsiye ediyor.
Şehirlerin karmaşasında, kargaşa içinde kaybolmuş bir yazar, cinayet çözümü için yola çıktığında, izleyiciyi de bu yolculuğa davet ediyor. Hani herkesin bir tutkusu vardır, Jessica’nınki de cinayetleri çözmek. Tom Bosley ve Ron Masak gibi güçlü yan karakterler, film boyunca ona eşlik ediyor; her biri, hikayeye kendi renklerini katıyor. Hiçbir karakter, sıradan değil… Hepsi, birbiriyle bağlantılı, bütünü tamamlayan birer parçacık.
Dizinin içinde, cinayetlere dair yapılan didaktik yorumlar da cabası. İzleyici, cinayetin sadece bir bağlam olduğunu anlayacak… Olayların derinliklerine indikçe, her sayfanın ardında gizli bir sır olduğunu fark edecek. Sonuçta, bir yazarın içindeki dedektifi uyandırmak kolay değil ama bu film, o uyanışın hikayesini sunuyor. Of ya, Jessica’nın her olaya yaklaşımı, belki de hayatımızda bizlerin de unuttuğu bir şeyi hatırlatıyor: Her şey göründüğü gibi değil…
Eğlenceli, sürükleyici ve merak uyandırıcı bir kurguyla dolu olan “Cinayet Dosyası”, tam bir gizem severler klasiği… Oturup izlerken, acaba bu sefer hangi sırların gün yüzüne çıkacağını merakla beklemeye başlayacaksınız. Harbiden, kendinizi bu serüvenin içine atmayı hayal ediyorsanız, bu film tam size göre!
Yorumlar