Düşüş (2006)
Film Özeti
Bazen hayatta karşımıza o kadar sıra dışı hikayeler çıkar ki, bunları hatırlamak bile bir yolculuğa dönüşür. “Düşüş” filmi, bu hikayenin tam merkezinde yer alıyor. Yönetmen Tarsem Singh, pek çok görsel harikalar yarattığı projelerinde olduğu gibi, bu kez de akıllardan silinmeyecek bir masal sunuyor bizlere. Görselliğiyle adeta bir rüya gibi karşımıza çıkan bu yapım, içindeki derin duygusal katmanlarla da izleyiciyi sarıp sarmalıyor.
Baş karakterimiz, hastanede yatan sakat bir adam. Ama işler, düşündüğünüzden çok daha karmaşık… Bir de ona eşlik eden küçük bir kız var. Beraberinde, yaralı ruhlarını onaran bir aşk hikayesinin açılan kapısını aralıyorlar. Ne yalan söyleyeyim, bazen onların dostluğu öyle derinleşiyor ki; sanki hayatın en karanlık köşelerinde bile bir umut ışığı yakıyorlar. Hani o anlar vardır ya, insanı içinde bir şeyler yer bitirir… İşte bu hikayedeki aşk, o anların tam sırtına oturuyor.
Ama bu gerçeklik, bir masal anlatımıyla birleşiyor… Kız ve adam, hayal güçlerini kullanarak beş farklı kahramanın öyküsünü oluşturuyorlar: Maskeli bir kabadayı, Afrikalı bir köle, Hintli bir mistik, İtalyan bir anarşist ve doğabilimci. Her birinin macerası, izleyicide bir merak uyandırırken, içindeki dram ve aksiyon da gözden kaçmıyor. Ne de olsa, her masalda bir hayal gücü olduğu gibi, ardında da bir gerçeklik yatıyor…
İşte “Düşüş”, bu iki dünya arasında gidip geliyor. Görsel şölen niteliğindeki sahneleriyle büyülerken, aynı zamanda insanın kalp kapılarını aralıyor. İzlerken duygu yoğunluğunun içinde kaybolmamak elde değil. Herkesin, içinde bir masal barındırdığını unutmadan, hayatın ne kadar broşüre konulamayacak kadar karmaşık olduğunu hatırlatıyor. Özellikle son dönem sinemasında bu kadar yaratıcı bir anlatım bulmak gerçekten zor. “Düşüş”, ses getirecek bir yapım olmasının yanında, hikayeyi yeniden düşündürtecek bir seyir deneyimi sunuyor. Eğer farklı bir bakış açısıyla aşkı yeniden tasarlamak istiyorsanız, bu filmi kaçırmayın. Vallahi, pişman olmayacaksınız!
Yorumlar