Genius (2017)
Film Özeti
Genius, yani “Deha”, izleyicilere bir sanat eseri gibi işlenmiş bir hayat hikayesini sunuyor. Hani derler ya, büyük dâhiler bazen uçamaz, bunun altında yatan sebeplerle baş etmeye çalışırlar… İşte bu film de, Einstein’ın karmaşık yaşamına ve onu dâhi yapan bilinmeyen yönlerine ışık tutuyor. Bir bilim adamının ötesinde, insani mücadeleleri, hüsranları, hayalleri ve zaferleri olan bir birey olarak karşımıza çıkıyor.
Geoffrey Rush’un enfes performansıyla hayat bulan Einstein, sadece bilimdeki başarılarıyla değil, kişisel yaşamındaki tutkulu çatışmalarıyla da timsal oluyor. Uzaklardan gelen hayal gücünün ve isyanın sesi, evrenin sırlarını ortaya çıkarmak için bir patent görevlisi olarak başladığı yolculukta yankılanıyor. Bir otorite tarafından fazla ciddiye alınmayan ancak sıradışı bir deha olan Einstein’ın kapağını açtığı zengin düşüncelerle dolu bir dünyaya adım atıyoruz.
Her bölüm, Einstein’ın bilim tarihine damga vuran keşiflerini sergileyip, ardındaki suçlulukları, kayıpları ve tutku dolu aşk çağlarını anlatıyor. Of ya… Hayatın karmaşası içinde, bilim ile aşk arasında gidip gelen bu adam bize neyi öğretmek istiyor? Belki de her şeyin ötesinde, insan olmanın sancılarını ve coşkusunu…
Antonio Banderas gibi yetenekli bir oyuncunun da yer aldığı bu oldukça dinamik anlatım, izleyiciye yalnızca bir biyografi sunmuyor; aynı zamanda hayatın içindeki kırılganlıkları ve güçlü duyguları da hissettiriyor. Her duygu, kapalı kapıların ardında bekleyen zengin bir anlam barındırıyor, hepsi bir araya geldiğinde müthiş bir hikaye ortaya çıkıyor.
Genius, bilimle aşkın ve hayal gücünün yaklaşık olarak bir arada var olabileceği bir mesaj taşıyor. Hani diyorsun ya, “Hayallerin ne kadar büyük olursa olsun… Bunları gerçeğe dökmek için bazen inatçı olmalı”… İşte film tam da bunu yapıyor.
Yorumlar