Goya'nın Hayaletleri (2006)
Film Özeti
Francisco Goya, 1700’lerin sonunda İspanya’nın sanat sahnesinde parlayan bir yıldızdır. Kral IV. Carlos’un gölgesinde, tuvalinde hayat bulan renkler ve detaylarla adeta bir devrim yaratır. Ama ne yazık ki, sanatın en derin güzellikleri, karanlık zamanlarla iç içe geçmiş bir kaderle buluşacaktır. Goya’nın ilham perisi olan güzeller güzeli Inés, kaderin acımasız kollarına düşer… Engizisyon Mahkemesi’nin soğuk duvarları, Onun masumiyetini sorgularken, rahip Lorenzo’nun karanlık planları ortaya çıkar. Bu aşamada Goya, hem bir sanatçı hem de bir dost olarak İnés’in kurtuluşu için amansız bir savaş başlatır. Vallahi, bu savaşı kazanmanın ne kadar zor olduğunu göreceksiniz.
Ama, Goya’nın çırpınışları yeterli olmayabilir. Zaman geçer, öyle bir zaman ki, Onun başına gelenler sadece kendi başına değil, sanatın özüne dair bir sonucun habercisi olacaktır. İşkence ve ihanet dolu bir süreçte, aslında her şey, Goya’nın bir sanatçıdan çok daha fazlası olduğunu gösterecektir. Yıllar geçse de, gönlündeki bu acı, bir yaraya dönüşür.
20 yıl sonra, Fransızlar Engizisyon’un zincirlerini kırıp mahkumları serbest bırakınca, o zaman Goya ve Lorenzo arasındaki o beklenen hesaplaşma başlar… İzleyici, kahramanımız ve düşmanı arasında nasıl bir denge kurulduğuna tanıklık edecek. Harbiden, filmi izlerken derin bir tarihsel bağ kuracaksınız. Miloš Forman’ın ustalığı, Javier Bardem ve Natalie Portman gibi dev isimlerle buluştuğunda, Goya’nın hikayesi sadece bir sanatçının değil, zamanın ve insan ruhunun evrensel bir sorgulaması haline geliyor… Tuvalden daha fazlası, bir varoluş mücadelesi!
Goya’nın Hayaletleri, sinemada efsanelere imza atan Forman’ın tecrübesiyle bir başyapıt olmaya aday. Of ya, kaçırmayın derim!
Yorumlar