İskoçyalı (1986)
Film Özeti
İskoçyalı (1986) filmi, zamanın sınırlarını zorlayan, epik bir öyküye sahip; öyle ki, izlerken “of ya, ne müthiş bir hikaye!” dedirtecek cinsten. Yönetmen Russell Mulcahy’nin kaleminden çıkan bu yapım, tarih boyunca var olan ölümsüzlerin insanlarla iç içe yaşadığı bir dünyayı gözler önüne seriyor. Ama durum pek de göründüğü gibi değil… Bu ölümsüzlerin aşkı yasak, çünkü onların kalplerinde sevgi yer edinirse; karanlık ve aydınlık arasında bir savaşa dönüşecek olan drama bir yenisi daha ekleniyor.
Başrollerdeki Connor McLeod (Christopher Lambert) ve Kurgan (Clancy Brown), iyilik ve kötülüğün sembolleri olarak, izleyiciyi kendi iç dünyalarındaki fırtınalara çekerken, duygusal bir bağ kurmayı da başarıyor. Ben bir zamanlar “bu aşk bu savaşta kimlerin peşindeymiş” diye düşündüm. Hatta izlerken, “kolay mı? bir ömür boyu savaşanların acılarına tanıklık etmek…” diye kendi kendime sorduğum bile oldu. Savaşın heyecanını, öge öngörülü bir şekilde sahnelere yansıtan Mulcahy, görsel bir şölen sunuyor bize.
Hal böyle olunca, filmin başındaki gizemli atmosfer, ardında yatan hikaye derinliği, müzikle bir araya geldiğinde; insanı sarmalayan bir bütün oluyor. Sean Connery’nin canlandırdığı Ramirez karakteri, izleyicilere geçmişin önemli sırlarını kapılarını aralarken, macera dolu st ortalıkta dolanan ölümsüzlerin mücadelelerinin, salt bir savaş değil; aynı zamanda içsel bir hesaplaşma olduğu mesajını veriyor. Ne de olsa, bu savaş sadece kılıçlar arasında değil; insanın kendi içinde, kendi ruhu ile yaptığı bir savaş.
Özetle, “İskoçyalı” sadece bir aksiyon filmi değil, cennet ve cehennem kadar yakın ama bir o kadar da uzak olan iki farklı dünyanın savaşı. İyilik ve kötülüğün sonuna kadar sürdüğü bu çatışmada, kim kazanacak, kim kaybedecek? Merak etmiyor musun? Harbiden, izlemek gerek…
Yorumlar