John Carter: İki Dünya Arasında (2012)
Film Özeti
Uzayda geçen destansı bir maceraya hazır mısın? “John Carter: İki Dünya Arasında”, 2012’de izleyicileri büyüleyen bir görsel şölen sunuyor. Andrew Stanton’ın ustaca yönettiği bu yapım, Edgar Rice Burroughs’un klasik romanı “A Princess of Mars”tan uyarlanmış. Hani derler ya, hayat bir yolculuktur… İşte John Carter için de bu, çöl kumlarının arasında başlıyor. 1868 yılında, eski bir Amerikan askeri olan Carter, altın avına çıkarken, birden kendini gizemli bir objenin etkisiyle Mars’ta buluyor. Of ya, bu gerçekten heyecan verici bir durum değil mi?
Mars, Barsoom adıyla anılan, farklı medeniyetlerin ve yaratıkların bir arada yaşadığı olağanüstü bir gezegen. Carter burada, yerçekimi daha hafif olduğu için güçlü bir savaşçıya dönüşüyor… Ancak, bu yeni dünyada işler hiç de kolay değil; çünkü onu bekleyen tartışmasız bir tehdit var: Kötü lider Sab Than. İşte tam da bu noktada, Carter’ın destanı başlıyor. Epik bir çatışmanın ortasına düşen bu adam, güzeller güzeli prenses Dejah Thoris’i kurtarma göreviyle yükümlü kalıyor. Nefes kesen sahnelerle dolu bir yolculuk, dev kertenkeleler, gladyatör dövüşleri ve unutulmaz dostluklarla örülü bir hikaye.
Carter, sadece kendi dünyasına dönmeyi hayal etmenin ötesinde, Mars halkının özgürlüğü için savaşa atılmayı seçiyor. Her adımı, her savaşı, her duygusu, bir kahramanlık hikayesinin acar kapılarını aralıyor adım adım. Vallahi, bu film ne sadece bir görsel şölen, ne de yalnızca bir aşk hikayesi… İkisi birden! Şimdi, Mars’a yapılan bu yolculukta sen de yerini al. Kimi zaman savaşın ortasında, kimi zaman bir aşk masalının içinde bulursun kendini. Haydi, Barsoom’un gizemlerini keşfetmeye hazır mısın?
Yorumlar