Monk (2002) Fragman
Film Özeti
Adrian Monk, bir zamanlar San Francisco Polis Departmanı’nın gözbebeği, zeki ve sıradışı bir dedektif. O kadar zekice çözümler buluyor ki, bakış açısını kaybettikleri için masum insanları bile suçlamak zorunda kalan bir dünyada ışık gibi parlıyor. Ancak her şey Monk’ın karısı Trudy’nin trajik bir cinayetle hayatından ansızın çıkmasıyla değişiyor. Bu kayıptan sonra, Monk’a obsesif-kompulsif bozukluğu tanısı konuluyor. Düşünsenize, ne kadar zor… İnsan aklını kontrol edemediği yerden bir şeyler çıkıyor, her an her şey bir bulmacaya dönüşüyor.
Tam bu noktada, gerçek bir zihin haritasına ihtiyaç duyuyoruz – işte bu Monk’ın en güçlü yönü. Bu zor günlerin ardından, Polis Teşkilatı’ndan ayrılıp, danışmanlık yapmaya başlıyor. Her seferinde bir araya getirip çözmesi gereken karmaşık vakalar, onun en büyük hazzı haline geliyor. Yani, polis teşkilatının ofisine girip de birinci sınıf suçlularla motive olmuş insanlara karşı mücadele etmek, o kadar da zor. O iş yerinde, farklı bir bakış açısına ihtiyaç var; Monk işte tam da bunu sağlıyor. Sadece soru sormuyor, aynı zamanda… her şeyi farklı bir açıdan görmeye çalışıyor. Bu arada, komedi unsurları ve dramayı ustaca harmanlıyor.
Vallahi, her bölümde hem gülmekten kırılıyor hem de sıkı bir mantık yürütmesine tanıklık ediyoruz. Monk’in yaşadığı hâl ve tavırları, onu sadece bir dedektif değil, aynı zamanda izleyicilerin kalbinde de özel bir yere koyuyor. Öyle ki, bazen biz de onunla birlikte karmaşık düşüncelere dalıyor, beraber çözmeye çalışıyoruz. Kısacası, bu dizi sadece cinayetleri çözmekle kalmıyor, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inerek bizi her defasında kendine bağlıyor. Canı sıkılan, biraz neşelenmek isteyen herkese, “Monk” ı izlemeleri gerektiğini söylemekten başka bir şey gelmiyor aklıma…
Yorumlar