The Beekeeper (2013)
Film Özeti
Harry Goddard, itiraf etmek gerekirse, pek de sevilesi bir adam değil. Bir İngiliz askeri olarak, yıllarca adaletin kefiline dönüşmüş, fakat içinde biriktirdiği önyargılarla kendi karanlığına hapsolmuş bir karakter. O anı hatırlıyor musun? İşte bu adam, bir gün, sistemin bir oyunu yüzünden, masum bir Müslüman kadının hayatının sona ermesine tanıklık etmek zorunda kalıyor… Ve bu olay, içindeki vicdanı bir patlama noktasına kadar getiriyor. Artık bu hayatın yükünü taşıyamaz hale gelip Batı Kanada’ya kaçmaya karar veriyor. Ama orada, öyle bir dünya ile karşılaşacak ki…
Bölgeye yeni gelen bir Müslüman kardeşi ve kız kardeşini tanıyor. Kardeş, kendi gay kimliğini zor şartlar altında yaşarken, kız kardeş sanatla hayat bulmaya çalışıyor. Ama ne yazık ki, bu yeni yaşam alanında da onları bekleyen zorluklar bitmiyor. Temelist bir kuzenin dayattığı evlilik teklifleri, genç kadının hayatını zehir ederken, Goddard’ın vicdanı yeniden sarsılıyor…
Yani, bu film izleyicisini sadece karakterlerin kimlik arayışlarıyla değil, aynı zamanda medya aracılığıyla oluşturulan önyargılarla da yüzleştiriyor. İnsanları yargılarken, gerçekten ne kadar haklıyız? Ya da daha da önemlisi, bir insanın hikayesini anlamak için, kendi önyargılarımızın üstesinden gelebilecek miyiz?
Bu dramanın içine daldıkça, Goddard’ın yaşadığı içsel çatışmalar hepimizin bir yerinde yankı buluyor. Film, hem bir hesaplaşma hem de bir dönüşüm hikayesi. Tüm bu karmaşanın ortasında, izleyiciye sunulan bir başka gerçek de var… Vicdanın sesi, bazen en yüksek sesle haykırmak zorundadır… Bu hissiyatı tadarken, hayatın karmaşasının derinliklerine yolculuk edeceksiniz. Unutmayın, her bal arı faydalıdır ama bazıları daha fazla zor durumda kalabilir…
Yorumlar