The faall (2013)
Film Özeti
Belfast sokaklarında, karanlık bir lanetin peşine düşen Dedektif Şefi Stella Gibson’ın hikayesi “The Fall” ile başlıyor. Düşünün, bir şehirde birden fazla hayat kayboluyor ve polis buna bir dur diyeceğini iddia ediyor ama biz biliyoruz ki, her bir kaybın ardında derin bir sır gizli. Kimin kurban olduğunu ve kimin aslında avcı olduğunu anlamak için Stella’nın usta zekasına ve içgüdülerine ihtiyacımız var. Vahşi bir şehirde kaybolan ruhları, yapılan hataları ve kurbanların yaşadığı korkuları gözler önüne seren bir dram. Tıpkı bir yudum sert viski gibi; acı, ama bir o kadar da yüreğe işleyen…
Niamh McGrady’nin canlandırdığı Erin, Stella’nın yanında bir başkası olarak, onun derin kafa karışıklıklarına ve şehirdeki tehlikeli oyunlara tanıklık ediyor. Jamie Dornan’ın canlandırdığı seri katil Paul Spector ise, hem bir avcı hem de bir insandı. Her bir cinaye… ya da her bir yaralanma, Spector’ın karmaşık ruh halini gözler önüne seriyor. Düşünün bir kere, hayatı ele geçirmiş olan bir psikopatın düşünce yapısı. İşin aslı, Stella’nın bu dehşet verici hayaletle yüzleşmek zorunda kalacak olması. Çok fazla aşikar bir soru var: Kimi esirgediği ve hangi yüzleri ardında gizlediği…
Belfast’ın gri gökyüzü altında, Stella’nın mücadelesi, sadece bir cinayet soruşturması değil; aynı zamanda onların karanlık geçmişleriyle yüzleşmesidir. Ve yine, izleyici olarak kalp atışlarımızın artmasına neden olacak her anı paylaşıyoruz. Korku, dram ve gerilimin iç içe geçtiği bu hikaye, harbiden izleyiciye unutulmaz bir deneyim sunuyor. Sıfırdan bir soruşturmaya daldığımızda, örgü her ne kadar karmaşık görünse de, Stella’nın kararlılığı her şeyin üstünde. O halde, hazır olun. Çünkü cinayetlerin gölgesinde, gerçekler gizleniyor…
Yorumlar