Yağmur (2018) Fragman
Film Özeti
Düşünün ki, tüm dünya bir anda değişiyor. Şehirler, insanlar, hayaller… Her şey, bir virüsün pençesinde yok olurken. “Yağmur” filmi, tıpkı ismi gibi, içimizi dışımızı ıslatan, derin bir dramın kapılarını aralıyor. İskandinavya’nın soğuk ve karanlık atmosferinde, 6 yıl önce yayılan bir virüs, gençlerin hayatlarını altüst etmiştir. Hayatta kalmanın ne demek olduğunu sorgulayan iki kardeş, kaybolmuş dünyalarına adım atarken, umudun peşinde koşuyorlar.
Alba August ve Lucas Lynggaard Tønnesen’ın hayat verdiği karakterlerin, soğuk ve sert kış günlerinde savaşı verdiği hikaye, aslında çok daha fazla şey anlatıyor. Kardeşlerin dostlukları, mücadeleleri ve kaybettikleri her şey, izleyeni içine çekiyor. Gerçekten insanın yüreğine dokunuyor… O siren sesleri, şehirlerin terkedilmişliği, yaşanan ayrılıklar… Hepsi bir filmden çok daha fazlası. Kainz, Gaardsøe ve Munk’un yönetmenliği altında, her sahne insana birer içsel uyanış yaşatıyor.
Bir grup genç, hayatta kalma mücadelesinin yanı sıra, güvenli bir yer bulma çabasındadır. Bu arayış, onlara sorular sormayı, kendilerini yeniden keşfetmeyi getiriyor. Yanlarında kaybettikleri veya kaybettikleri her şeyin anısı, hayatta kalmanın kıyısında durmalarına sebep olurken, birbirlerine bambaşka bir anlam kazandırıyorlar. Of ya, bu filmde o anlar öyle bir şekilde işleniyor ki, izlerken gözlerinizi kırpmanıza bile fırsat kalmıyor.
“Yağmur”, sadece bir virüs hikâyesi değil; aynı zamanda kaybetmeyi, kazanmayı ve yeniden doğmayı gösteriyor. Karakterlerin mücadeleleri, kendi iç dünyalarında karşılaştıkları ruhsal fırtınalarla birleşince… İzlerken tüylerinizin diken diken olması işten bile değil. Sorular sorulmadıkça yanıt bulmak zordur, belki de bu yüzden tüm herkes bu harbiden dayanılmaz yolculuğa katılmak istiyor. Kimi zaman umutsuzluk, kimi zamansa isyan… Sonuçta, her şeyin bir bedeli var.
Yorumlar