Yarından Sonra (2004)
Film Özeti
Düşünün, bir sabah uyanıyorsunuz ve dışarıda her şey yerle bir olmuş; Los Angeles, karanlıkta kaybolmuş, Yeni Delhi beyaz bir örtüyle kaplanmış, Tokyo ise devasa dolu yağışlarıyla savaşmakta. Hayatın olağan akışında kimse bunun olabileceğini hayal edemezken, “Yarından Sonra” (2004), bizlere doğanın gazabının nasıl iç içe geçmiş bir kabus haline gelebileceğini gözler önüne seriyor. Yönetmen Roland Emmerich, bizleri sadece bir felaket senaryosuna sürüklemiyor, aslında derin bir sorgulama yapmamızı sağlıyor: Ne kadar daha devam edebiliriz?
Jack Hall karakteri, Dennis Quaid’in harika performansıyla can buluyor. Bir iklim bilimcisi olarak, insanların göz ardı ettiği alametleri fark eden bir adam… Olaylar artık sıradan bir iş gibi görünmeye başlarken, dünya bir yıkımın eşiğine geliyor. Eski alışkanlıklara karşı mücadele veren bir adam olarak, bizi tamamen etkisi altına alıyor. Jake Gyllenhaal ve Emmy Rossum da bu zorlu mücadelede onun yanında. Genç bir adamın ve onun cesur sevgilisinin gözünden, bu çetin savaşı izlemek ayrı bir zevk.
Ama sürekli felaketler peş peşe gelirken, Bill Gates gibi zenginlerin bile kaçış yolları kalmıyor. Doğa, intikamını almak için sahne almış durumda ve bu, nefes kesici görsel efektlerle destekleniyor. Tek bir harita dahi yok, her şey o kadar kaotik ki… Bugüne kadar pek çok filmde uzaylılar dünyayı işgal etti; ancak bu kez gerçek düşman doğa. Sahnelere sinema tarihine altın harflerle kazınacak bir gerçekçilikle dokunan Emmerich, izleyenleri adeta derin bir uykudan uyandırıyor.
Felaket, her köşe başında gizleniyor ve “Yarından Sonra” filminde yaşam, ayakta kalma mücadelesi oluyor… Geçtiğimiz yıllarda karşımıza çıkan birçok iklim acil durumu ile gerçeği arasında ince bir çizgi var. Her ne kadar kurgusal bir yapım olsa da, izlerken sanki bize gerçekleri gösteriyor gibi hissediyoruz, değil mi? Bazen düşünüyorum da, belki de bu film, geleceğin bir önizlemesi…
Yorumlar