Yeşilçam (2021)
Film Özeti
Yeşilçam (2021), 1960’lar Türkiye’sinde sinemanın altın çağını yaşamaya başlayan dönemin kapısını aralıyor. Yönetmen Çağan Irmak, bu nostaljik atmosferi öyle güzel harmanlamış ki, izlerken yıllar öncesine götürüyor insanı. Filmin baş karakteri Semih Ateş, her şeyini kaybetmiş bir yapımcı. Yani, hayatta belalardan, hüsranlardan kaçabilenlere bir ders niteliğinde! Semih’in, Yeşilçam dünyasında kendi ayakları üzerinde durma çabasını izlerken, bir yandan da bir sinema aşığı olmasının getirdiği tutkuyu hissedebiliyorsunuz.
Çağatay Ulusoy’un canlandırdığı Semih, gerçekte var olan o zorlu yolculuğun adeta bir sembolü… Ama bu yolculuk yalnız değil. Afra Saraçoğlu’nun hayat verdiği Tülin Saygı, Yeşilçam’a gerçek anlamda sanatçı kimliğiyle girmek isteyen genç bir kadın. Onun hikâyesi de ayrı bir kesit sunuyor. Çünkü Tülin’in hayalleri ile gerçekler arasındaki fark… Of ya, bu bazen oldukça acı verici olabiliyor. Selin Şekerci ise, gözde yıldızlardan biri olan Mine Cansu ile karşımıza çıkıyor ve onun hikâyesi de en az Tülin kadar etkileyici.
Oyuncu kadrosunda bu üç isim dışında da üst düzey tiyatrocular var. Güngör Bayrak, Nilüfer Açıkalın, Altan Erkekli gibi isimler, her sahnede farklı bir renk katıyor. Yetkin Dikinciler ve Özgür Çevik’in de aralarındaki dinamik, daha ilk bakışta hemen dikkat çekiyor. Her biri, Yeşilçam’ın büyülü dünyasına katkıda bulunarak bu dönemi daha da Sıcağı sıcak hissettiriyor.
Bu filmde, sadece bir sinema hikâyesi değil; hayatta kalma, yeniden doğma ve tutkuyla dolu olma temalarının da gölgesi hâkim. Tıpkı Semih’in yenide doğma çabasındaki gibi. Harbiden, bu filmdeki duygular hayatın gerçek halleriyle o kadar örtüşüyor ki, izleyici kendini kaybetmeden edemiyor. Yeşilçam, sadece ekranlarda değil, izleyicinin yüreğinde de bir yer açmaya şimdiden aday…
Yorumlar