Zootropolis: Hayvanlar Şehri (2016)
Film Özeti
Zootropolis: Hayvanlar Şehri, izleyicilere rengarenk bir dünyada heyecan dolu bir serüven sunuyor. Tamamı memelilerin yaşadığı bu modern şehir, bir masaldan fırlamış gibi. Düşünsenize, devasa fillerin yanında minik farelerin özgürce dolaştığı, Sahra Meydanı’ndan Tundra Kasabası’na kadar uzanan muazzam bir çeşitlilik… Harbiden, burası hiçbir yere benzemez! Eğer düşündüğünüz gibi sadece eğlencelik bir animasyon değilse, yanılıyorsunuz! Film, derin bir hikaye ile temas ediyor.
Ana karakterimiz, Polly Hopps; sıcacık kalpleri olan, gözünde bir parıltıyla dünyaya bakan bir polis memuru. Zayıf, minik bir tavşan olarak Zootropolis’e giden yolculuğunda, büyük ve sert hayvanların arasında kendini ispatlamaya çalışıyor. Ama işin asıl zor tarafı, bu dev hayvanların gölgesinde kalmadan cesaretiyle nasıl parlayacağı… Ama merak etmeyin, bu serüvenin en ilginç kısmı burada başlıyor. Judy, boş durmuyor, bir türlü peşini bırakmayan geveze tilki Nick Wilde ile yolları kesişiyor. Nick’in numaraları peşinde, birlikte karmaşık bir olayı çözmek için yola çıkıyorlar. İkili, ilk başta zıt kutuplar gibi görünse de, ikisinin de cesareti, zekası ve azmi; sorunları çözmelerinde kaçınılmaz bir başarıya dönüşüyor. Ve tabii ki tam bu noktada, dostluklarının nasıl gelişeceğini görmek de ayrı bir güzellik…
Zootropolis, hem gündelik hayattaki mücadeleleri hem de ön yargıları masalsı bir dille harmanlıyor. İzlediğinizde, yüzünüzde bir gülümseme bırakacak. Ne de olsa, bu dünyada her hayvanın kendi hikayesi var ve kim bilir, belki bir gün siz de bu hikâyenin bir parçası olabilirsiniz… Ne dersiniz?
Yorumlar