Babylon Berlin (2017)
Film Özeti
Berlin, 1920’ler… Şehrin parıltılı caddeleri, sosyetesi ve sanat ortamı, bir yandan da derin karanlıklar barındırıyor. “Babylon Berlin”, bu çarpıcı atmosferi gözler önüne seriyor. Yönetmen Achim von Borries, Hendrik Handloegten ve Tom Tykwer’ın bir araya geldiği bu devasa yapım, Volker Kutscher’in roman serisinden uyarlama. Hani, her bir sahnede sağlam bir bütçe hırdavatı ile yapılmış işçilik var; 40 milyon Euro. Yani düşün, Avrupa’nın şimdiye kadar gördüğü en yüksek yapım bütçelerinden biri…
Gereon Rath, Köln’den Berlin’e gelen bir komiser. Başta masum gibi görünen bir dava, ama öyle bir hal alıyor ki… Of ya, ne bileyim, sanki derin sulara daldığında her şeyin başka bir yüzü var. Uyuşturucu, cinayet, politika… Kısacası acı gerçekler. Gereon, bu karmaşık dünyayı araştırırken, içindeki karanlıkla yüzleşmek mecburiyetinde kalıyor. Başta davayı basit sanıyor ama işin rengi fena değişiyor. Berlin’in sokakları, türbanlı kadınlar, kargaşanın içinde kaybolmuş gençler, umutsuzca daha iyi bir yaşam peşinde koşuyorlar. Hepsi göz alıcı ama bir o kadar da tehlikeli.
Bu dizide müzik, görsellik ve senaryo öylesine iç içe geçmiş ki, harbiden içine çekiliyor insan. Her bölümde biraz daha derine, biraz daha karanlıklara iniyorsunuz. Artık kimin düşman, kimin dost olduğunu anlamak zorlaşıyor. Ve elbette, Gereon’un yaşadığı çatışmalar… İçsel savaşlar var, dışsal savaşlar var; hepsi bir bütün.
Gereon’un hikayesinde kaybolmak, başka türlü bir Berlin’i keşfetmek demek… Boş sokaklar, kalabalık mekanlar, gizemli karakterler… Sadece bir polisiyeden çok daha fazlası. Düşüncelerinizi, duygularınızı derinlemesine etkileyen, sizi saran bir deneyim. Kısacası “Babylon Berlin”, çağın ruhunu yakalayan, izleyeni bir an olsun bırakmayan, bir dizi olmaktan çıkıp… Bambaşka bir dünya sunuyor.
Yorumlar