Licorice Pizza (2021)
Film Özeti
Usta sinemacı Paul Thomas Anderson’ın son şaheserlerinden biri olan “Licorice Pizza”, göz alıcı atmosferi ve diyaloglarıyla 70’li yıllara nostaljik bir yolculuk yapıyor. San Fernando Valley’nin sıcak sokaklarında geçen bu değerli hikayede, lise öğrencisi Gary, bir zamanlar başarılı bir çocuk oyuncu olmanın hazinelerini kucaklıyor. Ne yalan söyleyeyim, filmi izlerken sanki o dönemin sıcaklığını, gençlik heyecanını biraz da hüzünle hissediyorsunuz…
Ana karakterimiz Gary, göz alıcı bir enerjiye sahip. Hani insanın içindeki genç ruhun aynası gibi! Bu ruh, onu Alana Haim’in canlandırdığı, hayatının aşkı olarak düşündüğü (ve harbiden öyle olan) karşısındaki Alana ile birleşiyor. İkili, film boyunca yaşadıkları komik ve duygusal anlarla birbirlerini tanımaya çalışırken, izleyiciyi de büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Ah o gençlik işte… Nereye gideceğini bilmezken, aşk her şeyin önüne geçiyor.
Şehrin havasını soluyan diğer karakterler de adeta birer parçacık gibi karşımıza çıkıyor. Sean Penn, Tom Waits ve Bradley Cooper gibi isimler, sahnelerde parlayarak filme derinlik katıyor. Bu renkli kadro, filmin sadece basit bir aşk hikayesi olmadığını, aynı zamanda dönem döneminde bir dönüm noktası olduğunu gösteriyor. Evet, sistemin dayattıklarına karşı bir başkaldırı değil, gençliğin ve hayallerin peşinden koşmanın tatlı serüveni…
“Licorice Pizza”, yalnızca bir film değil, aynı zamanda bir hissiyat. 70’lerin özgür ruhunu, nostaljik melodilerle harmanlayarak sunuyor. İnsana hayatın ne kadar güzel olduğunu hatırlatıyor… Aşkı, hayalleri ve dostluğu tüm çıplaklığıyla ele alırken bizi eskiye götürüyor. İzledikten sonra aklınızda kalacak sahneler ve replikler, o nostalgia ile dolu birer hatıra kalıyor. Of ya, bir kez daha izlesem diyeceğiniz, kalbinizde hafif bir sıcaklık bırakacak harika bir yapım!
Yorumlar