Küçük Gün Işığım (2006)
Film Özeti
Hoover ailesinin hikayesi, tıpkı klasik bir aile komedisinde olduğu gibi başlıyor ama hemen ardından her şey biraz daha farklı, biraz daha samimi bir hal alıyor. Jonathan Dayton ve Valerie Faris’ın yönetmenliğinde hayat bulan “Küçük Gün Işığım”, sıradan bir yolculuktan bekleyeceğiniz her şeyi karşınıza getirirken, bir o kadar da beklenmedik durumlarla dolu. Greg Kinnear’ın canlandırdığı baba karakterinin peşinde, Toni Collette’in annelik içgüdüsünü, Steve Carell’in mizahi dokunuşlarını, Paul Dano’nun içe kapanık ruhunu ve minik Abigail Breslin’in hayalperestliğini izlemek harbiden keyifli.
Film, ailesinin en küçük bireyinin hayalini gerçekleştirmek için kalkıştığı California yolculuğuna cüret eden Hoover’ları sabırsızlıkla takip ediyor. Hayatın karmaşası içinde birbirleriyle çatışan ve aniden bir araya gelen aile üyeleri, hem komik hem de duygusal anlarla dolu bu üç günlük epik yolculuğa çıkıyor. Volkswagen minibüsleriyle yola çıktıklarında çok eğlenceli olacaklarını düşünseler de, işler öyle bir hal alıyor ki… Of ya, beklenmedik bir kaza, karşılarına çıkan ilginç karakterler ve aile içindeki gerilimler, bu yolculuğun sıradan bir tatil olmadığını gösteriyor.
Hayaller, stresler, çatışmalar ve en önemlisi, onlarca balon… Küçük Gün Işığım, “aile” temasını o kadar güzel işliyor ki, izlerken kendinizi belki de kendi aileniz içerisinde buluyorsunuz. Evet, bu yolculuk tıpkı hayat gibi en başta karmaşık görünse de, sonunda ne kadar mucizevi karşılıklar verebileceğini siz de göreceksiniz. Günün sonunda, önemli olan gideceğiniz yer değil, yanınızdaki insanlardır… Ve bu yolculukda hepsi birer öğretmen, birer arkadaş, birer hayat dersi. Başlangıçtaki çatışmalardan, sonundaki sıcak kucaklaşmalara uzanan bu macera, tafsilatlı dram ve eğlencenin buluşma noktası oluyor. Öyle ki, bazen gözyaşlarınızla gülüşleriniz birbiriyle yarışacak… Hadi, bu yolculuğa katılın, belki de yeni bir perspektif kazanırsınız.
Yorumlar