Blood and Bones (2017)
Film Özeti
“Blood and Bones” (2017), izleyicisini modern dünyanın karanlık köşelerine sürükleyen bir antoloji dizisi. Yönetmen koltuğunda Xavier Baeyens ve Benjamin Rider’ın oturduğu bu yapım, toplamda sekiz bölümden oluşuyor. Her bölümde, toplumun etik dışı davranışlarını irdeleyerek günümüz yaşamının getirdiği karmaşayı gözler önüne seriyor. Vallahi, bazen izlerken kendinizi “Bu kadar da olmaz ki!” derken bulabilirsiniz.
Dizinin başrollerinde yer alan Annabelle Lanyon, Ethan Taylor, Charlie Collins, Javier Cáberiz ve Angie Adler, her hikayede farklı dramatik anlara hayat veriyorlar. Her bir bölüm, kendi içinde bağımsız bir hikaye sunsa da, hepsinin ortak bir teması var: Müreffeh dünyanın sunduğu olanaklar, insani değerleri ne derece sekteye uğratabilir… Gözler açıldıkça, insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi gerektiği gerçeği çarpıcı bir dille anlatılıyor. Hani derler ya, “Gerçekler acıtır,” işte burada bu acı gerçeklerle baş başa kalacaksınız.
Her bölüm, alıştığımız dram kalıbından uzaklaşıp, sıkı bir toplumsal eleştiriyi beraberinde getiriyor. Karakterlerin içsel çatışmaları ve yaptıkları seçimler, şunu gösteriyor: İnsanlık, bir yandan yarattığı medeniyette yükselmeye çalışırken, diğer yandan kendi kurduğu sınırları da aşmak zorunda kalıyor. Of ya, bazen trajedi ve komedinin iç içe geçtiği bu hikayelerde kendinizi bulmanız işten bile değil.
Geriye dönüp baktığınızda, “Blood and Bones” sadece bir dizi değil; izleyiciye sunduğu merak uyandıran hikayelerle, belki de birer bölümün sonunda düşündürmeye çalıştığı çok derin mesajlar var. Kısacası, bu yapımın farklı kavramlarla oynaması, modern hayatın dertlerine mercek tutması, sizi içine alıp düşüncelere daldırmasına neden olacak… Harbiden, bu diziyi izlerken gözlerinizi bile ayıramayacaksınız.
Yorumlar