Midsomer Murders (1997)
Film Özeti
Midsomer Murders, 1997 yılında başlayan ve zamanla bir fenomen haline gelen bir gizem dizisi. Her bölümde karşımıza çıkan farklı cinayet senaryoları, Midsomer bölgesinin küçük ama bir o kadar içten sokaklarında geçerken, izleyiciyi adeta heyecan dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Zaten, bu diziye başlarken bir nebze de olsa geçmişe yolculuk yaptığınızı hissediyorsunuz. Ne de olsa, günümüzün polisiye dizileri içinde kendine has bir yeri var.
Dizinin merkezindeki karakter, deneyimli dedektif şefi olan Barnaby (John Nettles) ve onun genç çavuşu, akıllı ve istekli bir karakter olan serkenti. Tam bir ikili ilişkisi var bu ikilinin, biliyorsunuz hani; bazen bir abi gibi, bazen de birbirlerine destek olarak. Midsomer’da geçeni o kadar içten bir şekilde ele alıyor ki, bazen öyle bir çatışma yaşanıyor ki; “Vay be, bu durumda ben ne yapardım?” diye düşünmeden edemiyor insan.
Her bölümde, geleneksel İngiliz köy hayatı ile karmaşık cinayetler arasında bir dengenin kurulduğunu görmek mümkün. İzleyici, köydeki her karakteri biraz tanırken, bir anda bu masum görünümün arkasındaki karanlık sırların ortaya çıkmasına tanıklık ediyor. Her cinayetin altında ayrı bir hikaye var. Kurbanın geçmişi, köy halkı ile olan ilişkileri; derin, sürükleyici ve bir o kadar da tehlikeli. Vallahi bazen gülümsemekten alıkoyamıyorsunuz kendinizi, diğer yandan da “Bu da mı böyle oldu?” demekten bir türlü kendinizi alamıyorsunuz.
Özellikle Peter Smith’in ve Simon Langton’ın yönetmenlikleri altında, Midsomer Murders’ı izlemek, sadece bir cinayet soruşturması değil; aynı zamanda İngiliz yaşamına dair, insan ilişkileri ve sosyal dokular üzerine bağlı bir tez. Yani sonuçta, dedektif olmanın yanında merak da çok önemli… Aralarda kaybolmuş ruhları aramak insanı adeta büyülüyor.
İşte böyle bir dünyaya adım atıyorsunuz. Dizi, zamanla kendisine bir ekosistem yaratıyor, izleyiciyi içine çekiyor. Oh, of ya, sizi de içine çeker çoktan… Bu yüzden, bu uzun soluklu seriyi izlemeyen varsa, harbiden bi şans vermek lazım!
Yorumlar