Skam (2015)
Film Özeti
Oslo’nun kalbinde geçen “Skam”, gençliğin karmaşık dünyasına adım atmamıza olanak tanıyor. Hartvig Nissen Lisesi’nin duvarları arasında, liseli gençlerin aşklarına, hayal kırıklıklarına ve dostluklarına tanık oluyoruz. Hani derler ya, yaşamak için genç olmak lazım, işte burada bunun ne demek olduğunu derinlemesine hissediyoruz. Aşkın ne kadar tatlı ve bir o kadar tartışmalı olduğunu görmek için birçok karakterin yaşamına misafir oluyoruz. Lisa Teige’nin hayat verdiği Eva, toplumsal kalıplarla boğuşan bir genç kız… Harbiden öyle bir dönemdeyiz ki, onun içsel çatışmaları bize de tanıdık geliyor.
Her bölümün sonunda “ya şimdi ne olacak?” sorusuyla monolog yaparken, cinsellik ya da kimlik sorunları gibi meselelerin nasıl ele alındığını da izliyoruz. Her karakterin kendine has hikayesi, hepsinin birçok tatlı ve acı anısı var; belki de hepsi bizlere bir şeyleri anlatıyor… Mükemmel olmayan bir hayatın tuhaf gerçekleriyle yüzleşmeyi öğreniyoruz. Marlon Langeland’ın canlandırdığı William ise tam anlamıyla karmaşık bir karakter; onu izlerken, evet işte bu, her gencin içinde bu çok yönlülük var dedirtiyor insana.
En ilginç kısımlardan biri, diziyi izlerken gerçek zamanlı olarak karakterlerle sosyal medya üzerinden etkileşimde bulunabilmemiz. Bunu düşünün; bir anda gerçek hayatta gibi hissediyorsunuz… O anki bir gönderiye, bir story’e yanıt verirken duygusal bir bağ kuruyorsunuz. Ve bu bağlantı her geçen bölümde daha da derinleşiyor. Thomas Hayes, Tarjei Sandvik Moe gibi yetenekli isimlerin dostluklarına, skandallarına ve bireysel mücadelelerine tanıklık ederken, her anın kıymetini bilmek gerektiğini anlıyoruz.
Vallahi, “Skam” sadece bir dizi değil; gençliğin karmaşık dünyasının kapılarını açan, izlerken kendimizi bulduğumuz bir deneyim. Bu filmi izlerken, yalnız olmadığımızı ve herkesin kendi mücadelelerini verdiğini görmek güzel… Tüm bu keşiflerinde, asıl olarak bir şey öğreniyoruz: İlişkiler, aşk, arkadaşlık ve yaşam… Hepsi birer okul; işte orası da gençliğin kinayesi…
Yorumlar